KÖKLERDEN GÖKLERE
1939’DAN SONSUZLUĞA UZANAN BİR HİKAYE
Nadir Ataman’ın hikayesi, takvim yapraklarının 1939’u gösterdiği, dünyanın büyük bir savaşa, Türkiye’nin ise genç Cumhuriyet’in inşasına odaklandığı o zorlu yıllarda, Artvin Borçka’da başladı. O, yokluğun paylaşıldığı, sözün senet olduğu zamanların çocuğuydu.
1. Borçka: Çocukluğun Sisli ve Asil Vadisi
Nadir Bey, Karçal Dağları’nın eteğinde dünyaya gözlerini açtığında, coğrafya kaderdi ama o bu kaderi bir "kültür hazinesine" dönüştürmeyi bildi. Gürcü’nün, Laz’ın, Hemşinli’nin iç içe yaşadığı o mozaik, onun çocuk kalbine "insan sevgisi" olarak kazındı.
Gençlik yıllarında defterine düştüğü "25 Kavim, Tek Bir Yürek: Borçka" notu, henüz o yaşlarda olgunlaşmış bir vizyonun eseriydi. Horon halkasında el ele tutuşmanın sadece bir dans değil, zorlu tabiata karşı verilen bir "birlik yemini" olduğunu çok erken yaşta keşfetti.
2. Ankara DTCF Yılları ve Aydınlanma
Genç Nadir, eğitim aşkıyla başkent Ankara’nın yolunu tuttuğunda, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin (DTCF) o görkemli taş binası, onun ikinci evi oldu. 1960’lı yılların o entelektüel atmosferinde, Türkiye’nin en saygın hocalarının tedrisatından geçti.
Tarih bilincini, dil hassasiyetini ve öğretmenlik disiplinini burada kazandı. O, köy enstitüsü ruhunu taşıyan, "Aydınlanma Meşalesi"ni Anadolu’nun çocuklarına taşımaya yeminli, idealist kuşaktandı.
3. Sınıflarda Geçen Bir Ömür: Eğitim Çınarı
Meslek hayatı boyunca Nadir Hoca, sadece müfredatı anlatan bir öğretmen olmadı; o bir "terbiye makamı"ydı. Öğrencileri onu hep jilet gibi ütülü takım elbisesi, asla bozulmayan diksiyonu ve babacan tavrıyla hatırladı.
86 yıllık ömrünün büyük kısmını eğitime vakfetti. Sınıfa girdiğinde sadece ders anlatmaz; hayatı, duruşu ve "Ataman" olmanın ağırlığını öğretirdi. Onun öğrencisi olmak, hayata 1-0 önde başlamak demekti.
4. Şükran Hanım ve 54 Yıllık Destansı Sadakat
Nadir Ataman’ın hayatındaki en büyük dayanağı, yol arkadaşı, sırdaşı Şükran Hanım’dı. Yarım asrı deviren, tam 54 yıl süren bu evlilik, modern çağda unutulan "vefa" kavramının canlı örneğiydi.
Şeyda ve Neslihan’ı yetiştirirken kurdukları yuva, bir sevgi kalesiydi. Nadir Bey, "Ev, insanın sığınağıdır" derdi. Bu sığınakta kurulan sofralar, dostlar için bir "Ziyafet", aile içinse bir huzur terapisiydi. 2025 yılının Aralık ayında son nefesini verene kadar, gözleri hep Şükran Hanım’ı aradı.
5. Son Menzil ve Siyah Defterler
Yaşlılık, Nadir Bey için bir köşeye çekilme değil, birikimlerini kayda geçirme dönemiydi. Titreyen ellerine inat, o meşhur Siyah Defterlerini doldurmaya devam etti. O defterlerde 1939’un Borçka’sından 2025’in İstanbul’una uzanan devasa bir hafıza vardı.
16 Aralık 2025 tarihinde, 86 yaşının bilgeliğiyle Başakşehir’de fani dünyaya gözlerini yumduğunda, ardında yaslı bir aile değil, onurlu bir miras bıraktı. O, "Uzun Yürüyüş"ünü tamamlamış, bayrağı evlatlarına ve torunlarına devretmişti.
GELECEK KUŞAKLARA SON MESAJ
"Sevgili Gençler, Evlatlarım, Torunlarım...
Ben, Nadir ATAMAN.
1939’un karlı yollarından gelip, 2025’in dünyasına veda eden dedeniz, hocanız, ağabeyiniz...
86 yıllık ömrümde çok şey gördüm, çok şey yaşadım. Şimdi bu siyah defteri kapatırken, sizlere üç büyük emanet bırakıyorum:
1. GEÇMİŞİNİZİ YÜK DEĞİL, ZİYNET SAYIN:
Borçka’nın türküsünü, dedenizin öğüdünü, ana dilinizin tadını unutmayın. Köklerinden kopan, rüzgarda savrulur. Modern olun ama "biz" kalmayı başarın.
2. ZARAFETİ ELDEN BIRAKMAYIN:
Gerçek güç, sesin yüksekliğinde değil, sözün inceliğindedir. Haklıyken bile nezaketinizi koruyun. Bir "Beyefendi" veya "Hanımefendi" olarak anılmak, dünyadaki en büyük unvandır.
3. BU HİKAYE SİZİNLE SÜRECEK:
Benim ömrüm bitti ama "Ataman" hikayesi bitmedi. Kalemimi size devrediyorum. Dürüstlüğünüzle, çalışkanlığınızla ve ailenize olan sadakatinizle bu kitabı siz yazmaya devam edin.
Sizi daima seven ve izleyen,
Nadir ATAMAN (1939 - 2025)